• 4 kg. kadar kabak
  • Yeterince şeker
  • Limon tuzu (1 kg. şekere nohuttan biraz büyükçe hesabı ile)

Kabağın üzerindeki kabuklar bıçakla alınır. Dolmada olduğu gibi kazınmaz. İçinin çekirdekleri ayıklanır. Parçalara bölerek rendelenir. Avuçlar içerisinde sıkılarak suyu bir tarafa akıtılır. Sıkılan topaçlar ayrı bir yere konur. İki ölçü kabak rendesi, bir ölçü şeker hesabıyla malzemeler ayrı, ayrı kaplara konur. Şeker ocakta çok az su ile eritilir. Limon tuzu, ekşiliğini belli edecek kadar katılır, şeker kıvamlıca kaynatılır. Kaynayan bu şekere göre iki misli hesabıyla ölçülen rendelenmiş kabak dökülür. Hafif ateşte sakız gibi ve altın sarısı bir renk alıncaya kadar karıştırmaya devam edilir. Helvanın olup olmadığını anlamak için bir parça alınır buzdolabının buzluğuna konur, çabucak donarsa ol­muş demektir. Sulu ise biraz daha ocakta kaynatılır. Bütün işlemler tamam olduktan sonra servis tabaklarına alınır, üzeri düzlenir, ağartılmış badem döşenir ya da kavanozlara doldurulur. Uzun zaman hatta yıllarca durur.

Not:   Kıvama gelmiş helva ağza alınınca kıtır, kıtır ise yani kabakları iyice sakız gibi yumuşak olmamışsa biraz su ko­yup pişirmeğe devam edilir.  Bu helva bildiğimiz, dolmasını ve sair yemeklerini yaptığımız sakız kabağının kartlaşmış, fakat sararmamış iri olanlarından yapılır. Burdur’da üreticiler bu kabakları özel olarak yetiştirirler. Tanesi dört beş kilo gelenleri vardır.

Yöre: Burdur